Gebze Teknik Üniversitesi’nde (GTÜ) düzenlenen seminerde, sulak alanların iklim kriziyle mücadeledeki kritik rolü ve doğa temelli çözüm stratejileri ele alındı. Etkinlik, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında gerçekleştirildi.
KÜRESEL BİR MİRAS: RAMSAR SÖZLEŞMESİ
GTÜ Sürdürülebilirlik Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. Emel Topuz’un açılış konuşmasıyla başlayan seminerde, sulak alanların korunması için uluslararası bir dönüm noktası olan Ramsar Sözleşmesi’nin önemi üzerinde duruldu. Türkiye’deki 138 sulak alandan 14’ünün Ramsar koruması altında olduğu belirtildi.
EKOSİSTEMİN SESSİZ GÜCÜ VE BİYOÇEŞİTLİLİK
Dr. Öğr. Üyesi Derya Ayral Çınar, bataklıklar, nehirler ve lagünler gibi doğal alanların yanı sıra yapay sulak alanların ekolojik işlevlerini detaylandırdı. Bu alanların, karasal kaynaklı karbonun %30’unu depolayarak ormanlardan iki kat daha fazla karbon tutma kapasitesine sahip olduğu vurgulandı.
NBS4AQUAMISSION: KİRLİLİKLE MÜCADELEDE DOĞA TEMELLİ YAKLAŞIM
Seminerde ayrıca “NBS4AQUAMISSION” projesi tanıtıldı. Proje, kentsel ve kırsal ortamlardaki farmasötik ürün kirliliğinin azaltılmasını ve bu yolla biyoçeşitliliğin korunmasını hedefliyor. GTÜ ekibi, su ortamlarındaki biyoçeşitliliği korumaya yönelik doğa temelli sistemler geliştirmeyi amaçlıyor.
